12. Hukuk Dairesi

2018/6132 E. , 2019/8857 K.

 

"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

 

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :


Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kamulaştırmasız el atma alacağına ilişkin ilama dayanılarak başlatılan takipte, borçlu vekili takip konusu borcun daha önce Gaziantep 4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2241 Esas sayılı dosyasında borcun tamamının ödendiğni, aynı ilama dayanılarak Gaziantep 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/11535 Esas sayılı takip dosyasında dayanak ilamda kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faize hükmedilmemesine rağmen anılan faizin talep edildiğini, borcun zaman aşımına uğradığını açıklayarak icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.


Mahkemece; şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.


Kamulaştırmasız el koyma davaları uygulamada sıklıkla karşılaşılan davalardan olmakla birlikte, yasa ile düzenlenmiş değildir. Bu konuya ilişkin tek yasal düzenleme olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesi de 10.04.2003 tarih ve 2002/112 Esas 2003/33 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir. Uygulamada kamulaştırmasız el atma davaları; İBK., HGK. ve Hukuk Dairelerinin içtihatlarıyla yön bulmaktadır. Konunun Dairemizi ilgilendiren yönü ise, bu nevi davalarda hükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faizin ne tür ve oranda olması gerektiği noktasındadır. Zira Kamulaştırma Yasası gecikme faizini öngörmemektedir. Bu cümleden olmak üzere, HGK. kararları ve Dairemizin istikrar bulmuş içtihatlarında; "kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında uygulanan T.C. Anayasası'nın 4709 sayılı Yasası'nın 18. maddesi ile değişik 46/son maddesinde yer alan kamulaştırma bedelleri ile mahkemece kesin hükme bağlanan arttırma bedellerine, son fıkraya göre kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı hükmünden farklı olarak kamulaştırmasız elatmanın hukuksal niteliği itibariyle bir haksız eylem olduğu, haksız eylemden doğan borçların, tazmini nitelikte olmaları nedeniyle uygulanacak faizin 3095 sayılı Yasa'da belirlenen yasal faiz olduğu belirtilerek, uygulama uzun süre yasal faizin uygulanması şeklinde sürdürülmüştür. Ancak, Anayasa'nın 35. maddesi ile koruma altına alınmış mülkiyet hakkının, hak sahibinin rızasına bakılmaksızın kamulaştırmasız elkoyma nedeniyle ihlali halinde, toplumun genel menfaatleri ile bireyin temel haklarının korunması arasında adil bir denge gözetilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle, mülkün gerçek değeriyle orantılı makul bir tazminat ödenmediği sürece, bir mülkten mahrum bırakılmanın genelde aşırı bir ihlal teşkil edeceği, yasal faiz oranında gecikme faizi ödenmesinin yeterli olmadığı görüşü gerek öğretide gerekse uygulamada ağırlık kazanmıştır. Bu bağlamda mülkiyete saygı hakkının ihlalinin, mahkemelerin, kamulaştırmasız el koymaya maruz kalan kişiler lehine hükmettikleri tazminat tutarının tayininde, yargılama süresi ile enflasyon arasındaki etkileşim sonucu ortaya çıkan değer kaybını dikkate almalarına imkan sağlayan yasal bir düzenlemenin olmayışından da kaynaklandığı, bu nedenle adil tatmin taleplerinin karşılanması gerektiği hususu benimsenmiştir.


Tüm bu açıklamalar ışığında idare, kendisine Anayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri yasaya uygun bir biçimde kullanmaksızın taşınmaza elatarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranamaz. Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlama olmakla, içtihat değişikliğine gidilerek, özü ve vardığı hukuki sonuç itibariyle aynı nitelikler taşıyan kamulaştırmasız elatmaya ilişkin ilamlarda hüküm altına alınan tazminatlara da Anayasa'nın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında olduğu gibi, kamulaştırmasız el koyma ilamlarında da ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için ilam uyarınca yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise, 17.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4709 Sayılı Kanunla değişik Anayasa'nın 46/son maddesi hükmü uyarınca, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir.
Borcun faizi ile ödenmesinden sonra 2011 yılında Yargıtay'da yapılan ve yukarıda açıklanan içtihat değişikliği infaz edilmiş borç yönünden alacaklıya yeniden bir hak bahşetmez. İnfaz edilmemiş derdest alacaklar için uygulama yeri bulacaktır.


Somut olayda; 30.07.2009 tarihinde Gaziantep 4..İcra Müdürlüğü'nün 2009/2241 Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamlı takipte; takip dayanağı 17.11.2008 tarihli kamulaştırmasız el koyma ilamında hükmedilen 342.990 TL asıl alacağın 4.830 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren, bakiye kısmına ıslah tarihi olan 17.11.2008 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verildiği, takipte yasal faiz istendiği, borçlunun ödeme iddiasında bulunduğu, 29.05.2013 tarihinde, şikayete konu Gaziantep 13.. İcra Müdürlüğü'nün 2013/11535 Esas sayılı dosyası ile aynı ilama dayanılarak başlatılan ilamlı takipte,114.478,98 TL asıl alacağın kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile talep edildiği, takip konusu ilamın 23.06.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.


Mahkemece, Gaziantep 4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2241 Esas. sayılı dosyasına yapılan ödemeler ile bu dosyanın içtihat değişikliğinin yapıldığı 2011 yılından önce infaz edildiğinin tespiti halinde içtihat değişikliğinin infaz edilmiş borç yönünden alacaklıya yeniden bir hak vermeyeceği dikkate alınarak bakiye faiz alacağına ilişkin Gaziantep 13.İcra Müdürlüğü'nün 2013/11535 Esas sayılı takip dosyasında icra takibin iptaline karar verilmesi, infaz edilmediğinin belirlenmesi halinde ise, ilamın kesinleşme tarihinden itibaren Anayasa 46/son faizinin uygulanacağı dikkate alınarak, bilirkişi incelemesi ile talep edilen faiz miktarının denetlenmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozulması gerekmiştir.


SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK'nin 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/05/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

 

7 Ağustos 2020 Cuma
© 2022 AS-Hukuk Tüm Hakları Saklıdır.