T.C.

SAKARYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

10. HUKUK DAİRESİ

 

 

DOSYA NO : 2019/3333 

KARAR NO : 2021/390

 

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

İ S T İ N A F   K A R A R I

 

BAŞKAN

ÜYE

ÜYE

KATİP

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : SAKARYA 4. İŞ MAHKEMESİ

TARİHİ : 19/07/2019

NUMARASI : 2018/469 2019/333

DAVACI

VEKİLLERİ

DAVALI

VEKİLLERİ

DAVALI

VEKİLLERİ

DAVANIN KONUSU: Tazminat (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 11/03/2021

KARAR YAZIM TARİHİ : 24/03/2021

 

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

 

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 13/12/2013-12/01/2018 tarihleri arasında  aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunan davalılara ait işyerinde şef garson olarak çalıştığını, müvekkiline görev tanımında bulunmayan işler verildiğini, sonrasında görev tanımında olmayan işleri yerine getirmediği iddiası ile hakkında tutanaklar tutulduğunu, işyerinde psikolojik tacize maruz kaldığını, istifaya zorlandığını, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız bir şekilde sona erdirildiğini belirterek kıdem tazminatı alacağı talebinde bulunmuştur.

 

Davalı       vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılar arasında yemek hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, davacının diğer davalı çalışanı olduğunu, yemek sözleşmesinin anahtar teslimi olarak yapıldığını, bu nedenle davalılar arasında asıl işveren ve alt işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 

Davalı     şirketi cevap dilekçesinde özetle; Davacının istifa ederek işten ayrıldığını, bu nedenle kıdem tazminatı alacağına hak kazanamadığını, mobing iddiasının somutlaştırılmadığını, davacının görev tanımı ve aldığı eğitimlerin iş yeri dosyasında mevcut olduğunu, işyerinde de görev tanımı kapsamda çalıştırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece davanın kabulü ile brüt 33.520,14 TL kıdem tazminatı alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

 

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Dava      vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalılar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, davacının diğer davalı şirketin çalışanı olup emir ve talimatları diğer davalı şirketten aldığını, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını belirterek husumet yokluğu nedeniyle müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 

Davalı           vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının istifa ederek işten ayrıldığını, istifa dilekçesini kendi el yazısı ile yazıp imzaladığını, bu nedenle kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının istifaya zorlandığına ilişkin mahkeme kabulünün yerinde olmadığını, eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacıya görev tanımı kapsamı dışında işler verilmediğini, davacı tanıklarının iş akdinin feshine ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını, dosya içinde bulunan eğitim belgelerinden de anlaşılacağı şekilde davacıya görev tanımı dışında iş verilmediğini, mahkeme kararının somut gerçekliğe ve delil durumuna aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 

GEREKÇE:

HMK 355.maddesi gereğince istinaf nedenleri ile sınırlı ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda; 

Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı alacağına  hak kazanıp kazanmadığı, davalı işveren tarafından ileri sürülen istifa savunmasına değer verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

 

Davacının 14/12/2003-01/06/2004 ve 29/09/2004-31/01/2013 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı,  hizmet süresi ve aldığı ücret ile ilgili taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı,  işyeri belgelerine, tanık anlatımlarına  ve dosya kapsamına göre davacının işyerinde şef garson olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır.

 

Davalı şirketler arasında            firmasının yemeğinin pişirilmesi, dağıtımı, servisi, yemek sonrası temizlik gibi mutfak ve yemek işleri ile ilgili hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, davacının        fabrikasında bulunan yemekhanede hizmet alım sözleşmesine dayalı ve kesintisiz olarak      firmasının işçisi olarak çalıştığı, emir ve talimatları                şirketi yetkililerinden aldığı,          Firmasının denetim ve kontrol yetkisinin bulunduğu, bu nedenle 4857 Sayılı İş Yasası 2/6 maddesi gereğince davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, husumet itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

 

Davacının, 12/01/2018 tarihli, kendi isteği ile ayrıldığını belirtir el yazısı ile yazılmış istifa dilekçesi verdiği, istifa dilekçesinde herhangi bir sebep bildirmediği, 13/07/2018 tarihli dava dilekçesinde ise şef garson olarak çalışmasına rağmen işveren tarafından görev tanımında yer almayan, işletme şefinin görev tanımına giren işlerin verildiğini ve sonrasında hakkında tutanaklar tutularak baskı uygulandığını, şef garsonluk görevinden  garsonluk görevine alındığının  iletildiğini ve en sonunda haklarının ödeneceği vaadiyle istifaya zorlandığını belirtmiştir.

 

İşyeri dosyası içinde bulunan iş sözleşmesi, görev tanımı ve eğitim formlarına göre  davacının davalı işyerinde en son şef garson olarak çalıştığı, görev tanımı belgesinde garsonun yapması gereken işlerin ve temel sorumluluk alanlarının belirlendiği ancak davalı işveren tarafından  07/11/2017 tarihinde tutulan üç ayrı tutanakla son kullanma tarihi geçmiş ürünün kontrolünün yapılmaması, krem peynir ve tereyağının sıcaklıklarının ölçülmemesi, talimata uygun mal kabul yapılmaması, numune poşeti üzerinde yazılan ölçüm sıcaklıkları ile gerçekte ölçülen yemek sıcaklıkları arasında fark olması nedeniyle görev tanımında yer almayan hususlarla ilgili tutanaklar tutulduğu, davacının savunmasının alındığı ve sonuçta bu eylemler nedeniyle davacıya üç ayrı ihtar verildiği, tanıkların da beyanlarında davacının şef garson olarak çalışmasına rağmen işletme şefinin yapması gereken işlerin  davacıya verildiğini ve en son şef garsonluktan garsonluğu düşürüleceğinin ve vardiyalı çalışacağının söylendiğini belirttikleri, tüm bu husular bir arada değerlendirildiğinde davacının davalı işveren tarafından istifaya zorlandığı, istifa dilekçesinin gerçek iradesini yansıtmadığı, davacının on üç yıllık kıdemi bulunması hususu göz önüne alındığında ortada hiçbir neden yokken tazminat hakkından mahrum kalacak şekilde istifa etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, taraflar arasındaki iş akdinin işveren feshi ile son bulduğu ve işveren tarafından yapılan feshinde haklı bir nedene dayanmadığı bu nedenle mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalılar vekillerinin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.

 

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca AYRI AYRI  ESASTAN REDDİNE,

 

2-Alınması gereken 2.289,76 TL istinaf karar  harcından, davalı              tarafından peşin yatırılan 572,44 TL'nin mahsubu ile, bakiye 1.717,32 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 

 

3-Alınması gereken 2.289,76 TL istinaf karar  harcından, davalı           tarafından peşin yatırılan 420,78 TL'nin mahsubu ile, bakiye 1.868,98 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 

 

4-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, artan gider avansının ilk derece mahkemesi tarafından kendilerine iadesine, 

 

5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hususunda karar verilmesine yer olmadığına, 

 

6-Kararın tebliğine, harç tahsiline/iadesine ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkeme tarafından yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 Sayılı Kanun'un 9.maddesi atfıyla 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere 11/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.   

 



28 Kasım 2021 Pazar

DİĞER EMSAL KARARLARIMIZ

© 2022 AS-Hukuk Tüm Hakları Saklıdır.