T.C. BURSA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

ÜÇÜNCÜ İDARİ DAVA DAİRESİ

 

Esas No: 2021/64

 

Karar No: 2021/467

 

İSTİNAF EDEN (DAVACI)

 

VEKİLİ       : AV. BATUHAN SEVERCAN

 

KARŞI TARAF (DAVALI) : SAKARYA VALİLİĞİ 

VEKİLİ    

 

İSTEMİN ÖZETİ    :Davayı reddeden Sakarya 1. İdare Mahkemesinin 29.01.2021 gün ve E:2020/788, K:2021/95 sayılı kararının; davacı tarafından, istinaf yoluyla kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. 

 

DAVA SÜRECİ                  :

 

Afganistan uyruklu davacının, uluslararası koruma başvurusunun 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında gerekli şartları taşımadığı sebebiyle reddine dair Sakarya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 11/09/2020 tarih ve E.10871 sayılı işleminin iptali istemine ilişkindir.

 

İ stinaf Edilen Kararın Gerekçe Özeti: Mahkemece; [dava dilekçesinde uluslararası koruma başvurusuna dayanak olarak  ülkesindeki Taliban üyesi amca oğlu tarafından tehdit edildiği ve polis olan eşinin anılan örgütün bombalı saldırısında uzuv kaybına uğrayarak yaralandığına dair iddialar ileri sürülmüşse de, gösterilen gerekçelerin bireysel yönden davacının kendisi hakkında can güvenliğine yönelik tehdit oluşturduğuna  ilişkin olarak dosya kapsamında somut bir bilgi veya belge bulunmadığı, diğer yandan Afganistan'da devlet hakimiyetinin mevcut olduğu, ülke içinde güvenli bölgelerin bulunduğu, mülakatında ülkesinde gözaltına alınıp alınmadığı, kötü veya aşağılayıcı muamele işkence ve eziyete maruz kalıp kalmadığına yönelik sorulara hayır olarak cevap verildiği, tehdidin de  daha çok ailevi odaklı olduğunun beyan ettiği, davacının ailesinin de ülkesinde yaşamaya devam ettiği anlaşıldığından; 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi ile 6458 sayılı Kanunun 62.maddesinde "şartlı mülteci" veya 63.maddesinde "ikincil koruma" başlığı altında ifade edilen uluslararası koruma kriterlerini taşımadığı, davacının menşe ülkesine dönmesi halinde gözaltı, işkence, tutuklanma ve ölüm gibi ciddi tehlikelerle karşıya kalacağı konusunda somut veri bulunmadığı da görüldüğünden; uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı] gerekçesiyle davanın reddine  karar verilmiştir.

İSTİNAF EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından özetle; "eşinin Afganistan'da polis olarak görev yaptığı, Taliban tarafından öldürülen polis sayısının 900'den fazla olduğu, Taliban üyesi olan amca oğlu tarafından tehdit edildiği, terör örgütünün davacının eşini hedef alan bombalı saldırısında davacıda uvuz kaybı meydana geldiği, zulüm görme korkusunu makul düzeyde ortaya koyduğu" öne sürülerek mahkeme kararının kaldırılması ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. 

 

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

 

TÜRK  MİLLETİ  ADINA (İSTİNAF KARARI)

 

I) YASAL DAYANAK                    : 

 

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin; 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; 6.fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükümleri yer almaktadır. 

 

II) İSTİNAF DEĞERLENDİRMESİ:

 

Bursa Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesince; 2577 sayılı  İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:

Aşağıda gösterilen gerekçeyle hukuka uygun bulunmayan istinaf başvurusuna konu ilk derece mahkemesi kararı 2577 sayılı Kanun'un 45.maddesinin 4. fıkrası uyarınca kaldırılmak ve ilk derece mahkemesinin yerine geçilmek suretiyle işin esası hakkında yeniden karar verilmesi benimsenmiştir. 

 

 MADDİ OLAY                    : 

 

Davacı; Afganistan  uyruklu  olup 01.09.2019 tarihinde eşi ile birlikte illegal yollarla Türkiye'ye giriş yapmıştır. 

Davacının, 28.08.2020 tarihinde uluslararası koruma talebiyle yaptığı başvuru "uluslararası koruma için gereken kriterleri taşımadığı" sebebiyle Sakarya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 11/09/2020 tarih ve E.10871 sayılı  işlemiyle reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. 

 

İLGİLİ MEVZUAT            :   

 

29.08.1961 tarih ve 359 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme ve Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü'nün 1. maddesinde, bu Sözleşmenin; ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen her şahsa uygulanacağı kuralı öngörülmüştür.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Sözleşme'nin 1. maddesine çekince koyarak, yalnızca Avrupa'dan gelenlere mülteci; Avrupa dışından gelenlere ise sığınmacı statüsü tanımaktadır.

 

, Anılan Sözleşmenin 33. maddesinde ise, "1.Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi ırkı, dini, tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir. 2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep edemez." düzenlemesine yer verilmiştir.

 

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun ''Şartlı Mülteci'' başlıklı 62. maddesinde; ''Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında şartlı mülteci statüsü verilir. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir.'' hükmüne, ''İkincil Koruma'' başlıklı 63. maddesinde ise; ''(1) Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde; a) Ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek, b) İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak, c) Uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak, olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir.'' hükmüne yer verilmiştir.

 

İSTİNAF GEREKÇESİ      :

 

Olayda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı ile yapılan mülakatta; davacının, -2015 yılında evlendiğini, eşinin polis olmak istemesi sebebiyle polis idaresine kaydettiğini, eşinin 2015'te Kabil'de emniyete atanarak göreve başladığını, bu nedenle eşinin amcasının oğlu tarafından tehdit edildiklerini, bu şahsın eşinin bilgilerini Taliban örgütüne verdiğini, Taliban tarafından tehdit edilmekten korkan davacı ve eşinin Türkiye'ye sığındığını- belirttiği görülmektedir.

 

Davacı tarafından dosyaya eşinin polis olarak Afganistan'da görev yaptığına, "Afgan polisinin eğitilmesi ve kapasitesinin geliştirilmesi kapsamında" Sivas Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğünce yapılan eğitimleri başarıyla tamamladığına dair sertifikalar sunulmuştur. 

 

Bu durumda; davacının eşinin Afganistan'da Taliban öncesi hükümet döneminde polis olarak görev yapması nedeniyle, kendisi ve eşinin  ülkelerine geri gönderilmeleri durumunda haklı nedene dayanan zulüm korkusu ile gerçek bir risk bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme de göz önünde bulundurulması gerektiği sonucuna varıldığından, uluslararası koruma talebinin reddine dair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

 

Bu durumda; davacının 6458 sayılı Kanun uyarınca uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin Sakarya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 11/09/2020 tarih ve E.10871 sayılı dava konusu işleminde hukuka uygunluk ve yerel mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

 

III) HÜKÜM            : Yukarıdaki değerlendirme ve nedenlerle; 

 

Davacının istinaf başvurusunun KABÜLÜ ile;

 

Sakarya 1. İdare Mahkemesinin 29.01.2021 gün ve E:2020/788, K:2021/95 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 

Dava konusu işlemin İPTALİNE, 

 

Adli yardımdan yararlanması nedeniyle davacıdan tahsil edilemeyen dava ve istinaf aşamalarına ait aşağıda dökümü yapılan toplam 740,90 TL'nin  davalıdan tahsil edilmesi için ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 

 

Dairemizce karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca  belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya verilmesine, 

 

 2577 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinde sayılan davalardan olmaması nedeniyle temyize açık olmayan bu kararın KESİN olduğunun taraflara hatırlatılmasına,

 

Kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 30/11/2021 gününde oy birliğiyle  karar verildi.

 

 

 

 

 

25 Ocak 2022 Salı

DİĞER EMSAL KARARLARIMIZ

© 2022 AS-Hukuk Tüm Hakları Saklıdır.